Saraybosna
Saraybosna Gezi Fotoğraflarımız :
http://picasaweb.google.com/basaranbora1/Saraybosna#

Civil civil, capcanli bir sehir. avrupali ama dogulu. bizim gibi, bize cok yakin. insanlar guluyor, egleniyor, yiyor, iciyor. sokakta yuruyen hemen hemen her insanin cok aci bir savasi bizzat yasadigini dusundugunuzde, uzerinden 15 sene gecmesine ragmen her adim basi kursun deliklerine, viran olmus binalara rastladiginizda Saraybosnanin canliligi daha da anlam kazaniyor. binalari yiksa da savas diyorsunuz, bu insanlarin yasam sevincini yikamamis. guzelim camiler,kiliseler ve sinagoglar yanyana duruyor, uzerlerinde kursun delikleriyle. "bir" olmak, hayata sarilmak en guzel bosnada anlam buluyor. iste bu yuzden, belki yarali bir sehir saraybosna ama asla kuskun degil... cunku her seye ragmen sapasaglam, her seye ragmen cok guzel.
yaşadıklarından sonra başını yere eğmemiş gururlu insanların güzel şehri sarajevo.
başcarşıda dolaşmak, sonra eski tıramvaylarla şehrin diğer ucuna ılıca ya gitmek, gittiğin heryerde mutevazı, sıcak insanları gormek, hava güzelse şehri cevreleyen ağaclarla kaplı tepelere cıkmak, acıktığın zaman cevapdzınıca larda cevapi ve plejkavica yemek, akşam olunca illa ki suho meso , kuru et, ile bira ama ille de sarajevsko piva icmek gerekir sarajevo da.
Ağlatan şehir. düşünün ki bursa'nın dört tarafında uludağ var, bu dağların ortasındaki yemyeşil ovada yaşıyorsunuz. sonra bir mevsim boyunca bir ordu dağlara tepelere siperler kazıyor. sorduğunuzda "tatbikat" diyor. sonra bir sabah devlet başkanınız esir alınıyor. şehrinizin her tarafında barikatlar kurulmuş ve o dağlardan evlerinize bomba yağıyor. silahsız ve dağınık şekilde başladığınız bu kuşatmaya 4 sene dayanıyorsunuz. saraybosna işte bu trajedinin şehri.
daha şehre havaalanından girerken delik deşik binaları görüyorsunuz. bir binaya bu kadar kurşun nasıl atılır inanamıyorsunuz. insanlar hala içinde yaşıyorlar bu binaların. top mermileri isabet edenler onarılmış, kimse uçaksavar mermisi deliklerine şimdilik aldırış etmiyor.
şehrin içi güzel, sıcak, en merkezi yeri zaten bursa'nın küçük bir kopyası. hemen kanınız ısınıyor. başçarşı diyorlar çarşısına. içinde köfteciler, börekçiler, digitürk'lü kahveler. hemen yanı başında avusturya macaristan imparatorluğu tarafından inşa edilen bir çarşı daha, orada da zaman donmuş.
Çok özledigim, özleyecegim, dagların arasında ve sislerin altında, yorgun, hüzünlü, muhtesem sehir.
İnsanları güzel, saygılı, temiz ... ben çok sevdim saraybosna'yı. inşallah bir daha giderim diyorum.
Mostar Mostar köprüsünün bulunduğu "eski türk şehri" dışındaki kısımlarda hala savaşın izlerini taşıyan binalar görebileceğiniz bosna-hersek şehri. buram buram osmanlı kokan tarihi yerleri dışında; köprüden biraz uzağa yürüdüğünüzde karşınıza çıkan türk mutfağı yemekleri pişiren restoranları, osmanlı motifleriyle süslenmiş eşyalar satan hediyelik eşya dükkanları, bosna'da bir çok şubesi olan "türk ziraat bankası" ve bölgedeki tek ülke konsolosluğu "türkiye cumhuriyeti konsolosluğu" ile bu kent size kendinizi evinizde hissettirmektedir. 
